Son eklenen güncel besin alerjisi makaleleri içermektedir.

İnek sütü protein alerjisi, bebeklerde yaygın görülen besin alerjisidir. Vücudun bağışıklık sisteminin inek ve diğer hayvanların sütündeki proteine ​​anormal bir şekilde tepki vermesiyle ortaya çıkar.

Bağışıklık sistemi normalde vücudumuzu bakteri ve virüsler gibi zararlı patojenlerden korur. İnek sütü protein alerjisinde, bağışıklık sistemi inek sütündeki bir proteini zararlı bir madde olarak algılar ve ona saldırır.

İnek sütü protein alerjisi yaygındır, riski bebeklerde yüksektir ve 1 yaşından küçük bebeklerin % 2-3’ünde görülür. Çocuklar büyüdükçe; özellikle 6 yaş ve üzeri çocuklarda görülme sıklığı % 1’den daha azdır.

IgE aracılı ve IgE aracılı olmayan olmak üzere iki tip inek sütü protein alerjisi vardır.
IgE aracılı inek sütü protein alerjisinde reaksiyon genellikle inek sütü proteinine maruz kaldıktan sonraki 2 saat içerisinde,  IgE aracılı olmayan inek sütü protein alerjisinde de sonraki 48 saat ile 1 hafta içerisinde ortaya çıkar. Tedavisi, inek sütü proteininin diyetten (eliminasyon diyeti) çıkarılması ile olur.

İnek sütü protein alerjisi olan ve emzirilen bebeklerde anne; emzirmeye devam ederse tüm hayvansal süt ürünlerini diyetinden çıkarmalıdır, bu proteinler bebeğe anne sütü ile geçmektedir. Keçi veya koyun sütü gibi hayvan sütleri ise inek sütü ile aynı reaksiyona sebep olabilir, bu nedenle bu ürünler de diyetten çıkarılmalıdır.

İnek sütü proteini ile koyun, manda ve keçi sütü proteinleri arasında yüksek çapraz reaksiyon olması nedeniyle tüketimleri önerilmezken; at, deve ve eşek sütü proteinleri arasında zayıf oranda çapraz reaksiyon olması sebebiyle çocuk alerji uzmanı tarafından önerildiği taktirde tüketilebilir. Bunun için öncelikle bu sütlere kaşı alerji olup olmadığı tespit edilmeli ve alerji saptanmaması durumunda başlanması düşünülmelidir. Unutulmaması gereken konu deri testinde veya kan testinde at, deve ve eşek sütüne alerjisi çıkmaması illa ki alerji olmadığını göstermez. Bazen tip 2 dediğimiz gizli alerji nedeniyle de alerji gelişebileceği için doktorunuzla birlikte hareket etmeniz daha sağlıklı olacaktır.

İnek sütü yerine tüketilebilecek alternatifler ise;

  • soya sütü,
  • pirinç sütü,
  • badem sütü,
  • yulaf sütü,
  • soya yoğurdu,
  • soya peyniri,
  • vegan yoğurtlar veya
  • vegan peynirler olabilir.

Dermatitis herpetiformis buğday başta olmak üzere, çavdar, arpa, yulaf gibi tahıllarda bulunan gluten adı verilen bir protein türüne karşı duyarlılığın olduğu, deride minik su toplayan kabarcıklar ve tepesi yolunmuş kırmızı kabarıklıklarla seyreden ve süren, şiddetli, kaşıntılı bir deri hastalığıdır.

Hastalığın yaralara temasla, kanla veya diğer yollarla bir başka kişiye bulaşması söz konusu değildir. Hastalık otoimmün (mikrop ve yabancı maddelere karşı kişinin bağışıklık sisteminin, kendi doku ve hücrelerini yabancı olarak algılamasına tepki olarak oluşan) bir hastalıktır.

Gluten proteini içeren gıdaların alımı ile belirtilerin (özellikle kaşıntının) ortaya çıkması veya şiddetlenmesi hastalığın temel özelliğidir. Ayrıca iyotlu ilaçların hatta iyot içeren antiseptik solüsyonların kullanımı hastalığı şiddetlendirebilir.

Dermatitis Herpetiformis Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Yanma, batma hissi ile şiddetli kaşıntı en önemli belirtilerdir. Kaşıntı özellikle geceleri artar ve kişiyi uyutmayacak kadar şiddetli olabilir. Deride toplu iğne başı veya mercimek büyüklüğünde su toplayan kabarcıklar ve tepesi yolunmuş kırmızı kabarıklıklar görülür. Daha az sıklıkta ‘bül’ adını verilen içi su dolu daha büyük deri kabarcıkları görülebilir. Hastalık halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker hastalığına benzer şekilde kırmızı kaşıntılı ve ödemli büyük kabarıklıklarla da başlayabilir.

Genellikle vücudun her iki tarafında yani simetrik olarak diz ve dirseklerin dış yüzünde, kalçalarda, kürek kemiklerinin üzerinde ve saçlı deride olmakla birlikte vücudun her yerinde görülebilir. Bulgular koyu veya açık renkte izler bırakarak 7-10 günde iyileşir. Ancak hastalığın en önemli özelliği tekrarlayıcı nitelikte olmasıdır. Hastalık iç organlara ilerlemez ancak bu hastalarda bir ince bağırsak hastalığı olan glutene duyarlı bağırsak hastalığı (Çölyak hastalığı) eşlik edebilir.

Dermatitis Herpetiformis Teşhisi Alan Hasta Nelere Dikkat Etmeli?

Dermatitis herpetiformis uzun seyirli bir hastalıktır, yaşam boyu devam eder. Hastaların 10’da 1’inde kendiliğinden iyileşme görülebilir. Ancak klinik iyileşmelerin çoğu diyetten glutenin çıkarılması ile ilişkilidir. Glutensiz diyetin ömür boyu yapılması gerekmektedir.Çok küçük miktarlarda gluten alımı bile hastalığın yinelenmesine yol açar.

Dermatitis Herpetiformis Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi, Dapson adlı ilaç, glutensiz diyet veya her ikisinin birleşimi ile yapılır. Dapson tedavideki temel ilaç olup çok iyi ve hızlı yanıt verir. Kaşıntı 2-3 gün içerisinde anlamlı derecede azalır. Yan etkileri nedeniyle tedaviye genellikle düşük dozlarda (günde yarım tablet) başlanır ve düzenli kontrollerle hastalığı kontrol altında tutan en düşük doz bulunur. Başarılı bir diyet sonrası dapson dozu azaltılır ve hatta bazen tamamen kesilebilir. Dapson tedavisine başlanmadan önce bu ilacın vücutta metabolize edilmesini sağlayan glikoz-6-fosfat dehidrogenaz adlı enzimin kan seviyesine mutlaka bakılmalı ve enzim yeterli değilse bu ilaç kullanılmamalıdır.

Tedavinin olası yan etkileri nelerdir?

Dapsonun hemolitik anemi (kan alyuvar sayısında azalma), lökopeni (kan akyuvar sayısında azalma), periferik nöropati (kasları uyaran sinirleri etkileyerek kas güçsüzlüğüne neden olma), karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma ve deri döküntüsü̈ gibi yan etkileri vardır. Dapson alanlarda ilk ay her hafta, sonraki 6 ay boyunca ayda bir ve daha sonra 6 ayda bir tam kan takibi yapılmalıdır.

Kırmızı-kahverengi idrar çıkışının olması, tırnak ve dudaklarda mavileşme, ateş, boğaz ağrısı, deride ve gözün beyazında sararma, kaslarda güçsüzlük olduğunda ilaç bırakılmalıdır

Tedaviye uyumun ve takibin önemi nedir?

Hastanın, doktoru ile işbirliği içinde olması ve tedavi önerilerine uyup düzenli olarak takip altında olması gerekmektedir. Kısacası hastanın ‘tedaviye uyumunun iyi olması’ tedaviden yarar sağlanabilmesi için son derece önemlidir.

Glutensiz beslenme nasıl olmalıdır?

Glutensiz beslenme hastalar için bir yaşam biçimine dönüştürülmeli ve ömür boyu devam ettirilmelidir. Eğer dışarıda yemek yenilecekse yemeklerde gluten olup olmadığı öğrenilmeli ve buna göre davranılmalıdır. Çok az miktarda alınan glutenin bile hastalığı tetikleyebileceği göz ardı edilmemelidir. Piyasada ‘glutensiz’ ibaresi taşıyan çeşitli ‘çizilmiş bir tahıl sapı’ sembolü bulunur. Bir dermatitis herpetiformis hastasının aldığı her ürünün içindekiler listesini gluten içeriği açısından kontrol etmesi gerekir.

Alıç meyvesi, milattan önce yedinci bin yıl gibi erken bir tarihte Çin’de bir yiyecek olarak ortaya çıkmıştır. Son yıllarda, kan yağları konsantrasyonlarını azaltma ve kalp aritmisini tedavi etme potansiyeli nedeniyle çok ilgi görüyor. Ayrıca alıç tüketiminin, konjestif kalp yetmezliğinin erken aşamalarında ve kan basıncını düşürmede olumlu etkileri vardır. Ek olarak, alıç meyvesi aterom ve tromboz oluşumunu da azaltıcı etki gösterir.

Sirke ise, binlerce yıldır birçok kültürde hem besin hem de ilaç olarak kullanılmıştır. Hem hayvanlar hem de insan çalışmaları, sirkenin potansiyel bir antiglisemik etkiye sahip olduğunu gösterir. Düzenli sirke alımının tip 2 diyabetli bireylerde hemoglobin A1c değerlerine olumlu etkileri vardır.

Alıç meyvesi Türkiye’de yaygın şekilde taze meyve olarak tüketilir ve Alıç sirkesi üretimi genellikle Bolu İlinde yapılır. Alıç sirkesi, düzenli kullanımın yanı sıra ılık su ile karıştırılarak sıcak içecek olarak da tüketilir. Sirke üretmek için meşe ağacından yapılan fıçılarda kırmızı ve sarı alıç meyveleri eşit miktarda kullanılır ve oksijenli koşullarda iki yıl boyunca fermente edilir.

Ateroskleroz (damar sertliği) ilaçlarla önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ateroskleroz tedavisinde, tedavinin süresi ve kimyasal ilaçlara bağlı yan etkiler nedeniyle; bitkisel ilaçlar bu ilaçların yerini almaya uygun olabilir. Özellikle yoksul ülkelerde koruyucu hekimlikte ucuz, etkili ve yerli çözümler çok önemlidir, bu nedenle sorunu çözmek için alternatif tedaviler aranır.

Yapılan çalışmalar göstermektedir ki alıç meyvesi özütü, kardiyovasküler sistemi koruyucu, hipotansif ve hipokolesterolemik olmak gibi birçok sağlık yararına sahiptir. İnsülin direnci sendromuna bağlı obezite ve diğer hastalıklardaki hızlı artış, büyüyen bir halk sağlığı sorunudur. Bireylerin tükettikleri diyetlerin kalitesi metabolik bozukluklarla mücadelede önemli bir rol oynar.  Yaygın olarak sos için kullanılan sirkenin bazı tıbbi kullanımları da vardır. Asetik asit, sirkenin ana bileşenidir. Diğer bazı bileşenler arasında antosiyanin, flavanoller (kateşin, epikateşin), vitaminler, mineral tuzlar, amino asitler ve uçucu olmayan organik asitler bulunur. Sirke, glikojen replasmanının artması, hipertansiyonun önlenmesi, Ca stimülasyonu gibi birçok etki gösterir.

Son zamanlarda yapılan birçok çalışma, sirke alımının normal ve diyabetik kişilerde karbonhidrat yüküne karşı glikoz yanıtını azalttığını belgelemiştir. Sirkenin güvenli, yaygın olarak bulunabilen ve uygun fiyatlı bir ürün olduğu düşünülürse, aterosklerozun biyokimyasal risk faktörlerinin tedavisinde kullanılması mümkündür.

Özetleyecek olursak;

  • Alıç sirkesi, hafifletici faydaları ile dikkat çekici bir içeriktir. Salatalara ekleyerek veya başka şekilde yiyerek diyette faydalarından yararlanabilirsiniz.
  • Yüksek düzeyde antioksidan içerir. Antioksidanlar serbest radikallerle baş eder ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Alıç sirkesi uykusuzluğa iyi gelir. Stresli zamanlarda kullanılması tavsiye edilir. Sinir sistemi üzerindeki sakinleştirici etkisi sayesinde uyku problemlerine de yardımcı olur.
  • Damar sertliğini giderme özelliğine sahiptir. Voltaj dengeleyici görevi görür. Şeker hastalığını tedavi etmek için kullanılır.

Alıç Sirkesi Nasıl Yapılır?

Malzemeler:

  • 1 kilo alıç
  • 3 tatlı kaşığı kaya tuzu
  • 1 elma
  • 1 çay bardağı Elma Sirkesi
  • 2 tatlı kaşığı toz Şeker
  • 2 litre su

Yapılışı:

Temiz içme suyunu büyük bir cam kavanoza koyun. Alıçları iyice yıkayın ve suya ekleyin.
Elmaları kesin, karışıma ekleyin. Tuz, şeker ve sirke ekledikten sonra kavanozu kapatın ve karışımı iyice çalkalayın. 60-90 gün karanlık ve serin bir yerde sirkenizi saklayın. Sonrasında kullanabilirsiniz.

Alıç sirkesi, sabah veya akşam; ihtiyaca göre sabah ve akşam tüketilebilir. Genellikle bir bardak suya bir çay kaşığı alıç sirkesi ilave edilerek içilmesi tavsiye edilir. Tüm sirkeler gibi alıç sirkesi de su ile içilmelidir. Aksi takdirde sirke içeriğindeki asit vücuda zarar verebilir. Özellikle mide hassasiyeti olanlar dikkatli olmalıdır.

Alıç sirkesinin en tehlikeli yan etkisi midedir. Ülser veya gastrit gibi sindirim sistemi bozuklukları olan hastalarda mide-bağırsak sorunları ortaya çıkabilir. Bu nedenle kullanım dozunun aşılmadığından ve doğru yöntemlerle tüketildiğinden emin olmak gerekir.

1-Aralıklı Oruç Nedir ?

Aralıklı oruç diyeti, klasik diyet yöntemlerine alternatif olarak ortaya çıkan ve gittikçe popülerlik kazanan bir diyet türüdür. Takma adı “İF” olan aralıklı oruç, kalorili yiyecek ve içeceklerden kısmen veya tamamen kaçınmanızı gerektiren bir beslenme düzenidir. Aralıklı oruç, vücudun aşırı vücut yağını yakarak depoladığı enerjiyi kullanmasına izin verir.

2-Aralıklı Oruç Çeşitleri Nelerdir?

5:2 Diyeti:

5:2 diyetini uygulayan kişiler 5 gün boyunca standart miktarlarda sağlıklı yiyecekler yerler ve diğer 2 gün kalori alımını azaltırlar.2 oruç günü boyunca erkekler genellikle 600 kalori, kadınlar ise 500 kalori tüketir. Oruç günleri arasında en az 1 oruçsuz gün olmalıdır.

Günde 12 Saat Oruç:

Bu diyetin kuralları basittir. Bir kişinin her gün 12 saatlik bir oruç penceresine karar vermesi ve buna bağlı kalması gerekir. Bu tür aralıklı oruç planı, yeni başlayanlar için iyi bir seçenek olabilir. Bunun nedeni, oruç tutma penceresinin nispeten küçük olması, orucun çoğunun uyku sırasında gerçekleşmesi ve kişinin her gün aynı sayıda kalori tüketebilmesidir

16/8:

Günde 16 saat oruç tutmak, 8 saatlik bir yeme aralığı bırakmak, 16:8 yöntemi olarak adlandırılır. Bu tür aralıklı oruç, 12 saatlik orucu denemiş ancak herhangi bir fayda görmemiş biri için faydalı olabilir. Bu oruçta, insanlar genellikle akşam yemeğini akşam 8’de bitirir ve ertesi gün kahvaltıyı atlar, öğlene kadar bir daha yemek yemezler.

Alternatif Gün Orucu:

Yaklaşım, bir gün ne istersen onu yemeyi (sağlıklı beslenme kurallarına uyarak), ardından bir sonraki gün tamamen oruç tutmayı (kalorili içecekler ve hatta atıştırmalıklar olmadan) içerir. Alternatif gün orucu, aralıklı orucun oldukça aşırı bir şeklidir ve yeni başlayanlar veya belirli tıbbi durumları olanlar için uygun olmayabilir. Bu tür oruç tutmayı uzun vadede sürdürmek de zor olabilir.

Haftalık 24 Saatlik Orucu – Ye-Dur-Ye Diyeti:

Beş gün boyunca istediğinizi yemeyi, ardından haftada ardışık olmayan iki gün boyunca tamamen oruç tutmayı (küçük öğünler bile olmadan) savunur. Ye-Dur-Ye diyetinde haftada 1 veya 2 gün tamamen oruç tutmak, bir seferde 24 saat yemek yememeyi içerir. Birçok insan kahvaltıdan kahvaltıya veya öğle yemeğinden öğle yemeğine kadar oruç tutar. İnsanlar 24 saatlik oruca geçmeden önce 12 saatlik veya 16 saatlik orucu denemekten fayda görebilirler.

3-Aralıklı Orucun Faydaları Nelerdir?

  • Kilo ve vücut yağ kaybı sağlar
  • Kan basıncını dengeler ve kalp sağlığını iyileştirir
  • Tip 2 diyabette kan şekeri kontrolü sağlar
  •  Zihinsel netlik ve konsantrasyonda artışı destekler
  • Büyüme hormonu seviyesini yükseltir
  • Kan kolesterol profilinde düzelme sağlar

4-Aralıklı Oruç Güvenli Mi?

Bazı insanlar kilo kontrolü için aralıklı oruç tutmayı tercih eder. Ancak irritabl bağırsak sendromu, yüksek kolesterol veya artrit gibi kronik hastalıkları olanlar için aralıklı oruç riskli olabilir.

5-Kimler Oruç Tutmamalıdır?

  • Tip 1 veya tip 2 diyabetiniz varsa .
  • Reçeteli ilaç kullanıyorsanız
  • Gut hastalığınız veya yüksek ürik asitiniz varsa
  • Karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı veya kalp hastalığı gibi ciddi tıbbi durumlarınız varsa Aralıklı oruç tutmayı denemeden önce, mutlaka beslenme uzmanınıza danışmanız gerekir. Bu grup dışında bazı kişiler aralıklı oruç tutmaktan kaçınmalıdır.

Bunlar;

  • 18 yaşın altındaki çocuklar
  • Hamile veya emziren kadınlar
  • Diyabet veya kan şekeri sorunları olan kişiler
  • Yeme bozukluğu öyküsü olanlar

6-Aralıklı Oruç Tutarken Ne Yiyebilirim?

Yemek yemediğiniz zamanlarda su, sade kahve ve çay gibi sıfır kalorili içeceklere izin verilir. Bu diyette tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, sağlıklı yağlar, yağsız proteinli besinler ve rafine edilmemiş karbonhidratları tercih etmeniz kilo verme sürecinizi destekler.

7-Aralıklı Oruç Tutarken Kaçınılması Gereken Yiyecekler Nelerdir?

Yemek yeme dönemleriniz sınırsızca beslenmek anlamına gelmez. Beslenme sürenizde yüksek kalorili abur cubur, kızarmış yiyeceklere yer verirseniz kilo vermeniz veya daha sağlıklı olmanız mümkün değildir. Oruç tuttuğunuz süre boyunca ise kalorisiz içecekler hariç tüm besinlerden kaçınmanız gerekir.

8-Aralıklı Orucun Yan Etkileri Ve Sağlık Riskleri

 

Aralıklı orucun yan etkileri, özellikle altta yatan tıbbi veya psikolojik bir rahatsızlığınız varsa, bazıları için katlanılamayacak kadar rahatsız edici olabilir. Başlıca olumsuz yönleri şunlardır:

  • Baş dönmesi: “Düşük kan şekeri seviyelerinden veya düşük sodyum- potasyumdan kaynaklanabilir”
  • Konsantrasyon zorluğu: “Zihinsel bulanıklık, aynı zamanda oruç tutmanın yaygın bir kısa vadeli yan etkisidir”
  • Baş ağrısı: Baş ağrısı, oruç tutmanın yaygın olarak bildirilen biryan etkisidir. Dehidrasyon ve kafein yoksunluğu  rol oynayabilir.
  • Kabızlık: yeterli lif olmadan bazı kişilerin oruç sırasında veya sonrasında kabızlık yaşayabilir.
  • Uykusuzluk
  • Yorgunluk ve halsizlik: özellikle oruç tutmaya alışkın olmayan kişilerin daha az enerjik hissetmelerine neden olabilir
  • Dehidrasyon: Oruç tutarken sıvı alımını artırma konusunda dikkatli olmayan insanlar dehidrasyondan maruz kalabilir.
  • Sinirlilik ve öfke: Düşük kan şekeri sizi daha agresif hissettirebileceğinden ve oruç tutarken salınan stres hormonları sizi gerginleştirebileceğinden, oruç tutmak sizi daha da sinirlendirebilir.

9-Aralıklı Oruç Tutarken Spor Yapabilir Miyim?

Evet yapılabilir, Ancak aç karnına kendinizi zorlamak sizi sersemlemiş veya zayıf hissetmenize neden olabilir, bu nedenle dayanıklılık egzersizi oruç  sırasında önerilmez.

10-Kilo Verecek Miyim?

Evet, büyük ihtimalle. Fazla kilonuz varsa ve dengeli bir şekilde beslenirseniz yemek kilo vermeniz son derece olasıdır.

Ancak unutulmamalıdır ki; Bu diyet biçimleri herkes için uygun olmayabilir. Bir kişi düzensiz yemeye yatkınsa, bu yaklaşım onu zorlayıp yemekle olan ilişkisini daha da kötüleştirebilir. Bir kişi aralıklı bir oruç planını kişiselleştirmek ve risklerden kaçınmak için mutlaka bir diyetisyen desteği almalıdır.

1-Ketojenik Diyet Nedir ?

Ketojenik diyet yani kısaca keto diyeti Atkins ve düşük karbonhidrat diyetleriyle birçok benzerliği olan, çok düşük karbonhidratlı, yüksek yağlı bir diyettir .Karbonhidrat alımını büyük ölçüde azaltmayı ve yağ ile değiştirmeyi içerir. Bu genellikle günde 50 gramdan fazla karbonhidrat tüketmemek anlamına gelir. Karbonhidratlardaki bu azalma, vücudunuzu ketoz adı verilen metabolik bir duruma sokar . Bu olduğunda, vücudunuz enerji için yağ yakmaya başlar. Aynı zamanda karaciğerde depolanmış yağı, beyne enerji sağlayabilen keton cisimciklerine dönüştürür.

2-Ketojenik Diyet Çeşitleri Nelerdir?

  • Klasik ketojenik diyet: Çok düşük karbonhidrat, orta düzeyde protein ve yüksek yağ içeren bir diyettir. Tipik olarak %90 yağ, %6 protein ve sadece %4 karbonhidrat içerir.
  • Döngüsel ketojenik diyet : Bu diyet, 5 ketojenik gün ve ardından 2 yüksek karbonhidrat günü gibi daha yüksek karbonhidratlı besleme dönemlerini içerir.
  • Hedefli ketojenik diyet: Bu diyet, egzersiz programlarına karbonhidrat eklemenizi sağlar.
  • Yüksek proteinli ketojenik diyet: Standart bir ketojenik diyete benzer, ancak daha fazla protein içerir. Oran genellikle %60 yağ, %35 protein ve %5 karbonhidrattır.

3-Ketojenik Diyetin Faydaları Nelerdir?

Ketojenik diyet, iştahı baskılar ve ketozis yoluyla yağ yakmayı artırır.

Epilepsi, alzheimer gibi nörolojik bozukluklarda ve tip 2 gibi insülin bozukluklarında faydalı olur.

Polikistik over sendromunda önemli rol oynayan insülin seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olabilir.

Vücut yağı, HDL kolesterol seviyeleri, kan basıncı ve kan şekeri gibi risk faktörlerini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Alzheimer hastalığının belirtilerimi azaltmaya ve ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilir

4-Ketojenik Diyet Güvenli Mi?

Keto diyeti tüm insanlar için hem kısa hem de uzun vadeli sağlık riskleri içerir. Keto diyetinin yüksek yağlı olması tartışılır. Önemli sayıda araştırma, doymuş yağ oranı yüksek diyetlerin kalp hastalığı ve diğer kronik sağlık sorunları riskini artırabileceğini göstermiştir. Keto diyeti yapanların düzenli olarak mutlaka beslenme uzmanları ile görüşmesi önerilir.

5-Kimler Ketojenik Diyet Yapmamalıdır?

Ketojenik diyet herkes için  uygun değildir . Çocuklar veya gençlerin keto diyeti yapması beslenme yetersizliklerine ve yeme bozukluklarına yol açabilir. Eğer çocuklarda epilepsi nöbetlerini tedavi etmek için keto diyet yapılacaksa bunu mutlaka bir diyetisyen panlamalıdır.

Ketojenik diyet, önceden var olan herhangi bir böbrek veya karaciğer hastalığına sahip kişiler için uygun değildir.

Ayrıca hamileyseniz diyet yapmamalısınız: Fetal büyüme büyük ölçüde karbonhidratlardan gelen glikoza bağlıdır. Bu nedenle, düşük karbonhidratlı bir diyet bebeğin büyümesini olumsuz etkileyebilir.

Sindirim bozukluğu olan kişilerin de ketojenik  diyet yapmaları tavsiye edilmez.Lif, sindirim sağlığı için son derece önemli bir besindir ve keto diyeti yapanların bu besini eksik tüketmesi yaygındır.

6-Ketojenik Diyette Ne Yiyebilirim?

Ketojenik  diyette tüketilmesi önerilen besinler:

  • etler: kırmızı et, biftek, tavuk ve hindi
  • yağlı balıklar: somon, alabalık, ton balığı ve uskumru
  • yumurta:  bütün yumurtalar
  • tereyağı ve krema:
  • peynir:  keçi, krema, mavi veya mozzarella peyniri
  • fındık ve tohumlar: badem, ceviz, keten tohumu, kabak çekirdeği, chia tohumu vb.
  • sağlıklı yağlar: sızma zeytinyağı, hindistancevizi yağı ve avokado yağı
  • avokado: bütün avokado
  • düşük karbonhidratlı sebzeler: yeşil sebzeler, domates, soğan, biber vb.
  • çeşniler: tuz, biber, otlar ve baharatladır.

7-Ketojenik Diyette Kaçınılması Gereken Yiyecekler Nelerdir?

  • şekerli yiyecekler: soda, meyve suyu, tatlılar, kek, dondurma, şeker vb.
  • tahıllar veya nişastalar: buğday bazlı ürünler, pirinç, makarna, tahıl vb.
  • meyve: çilek gibi küçük meyveler hariç tüm meyveler
  • baklagiller: bezelye, barbunya fasulyesi, mercimek, nohut vb.
  • kök sebzeler ve yumrular: patates, tatlı patates, havuç
  • az yağlı veya diyet ürünleri: az yağlı mayonez, salata sosları ve çeşniler
  • bazı çeşniler veya soslar: barbekü sosu, ballı hardal, teriyaki sosu, ketçap vb.
  • sağlıksız yağlar: işlenmiş bitkisel yağlar, mayonez vb.
  • alkol: bira, şarap, likör, karışık içecekler
  • şekersiz diyet yiyecekleri:  şekerler, şuruplar, pudingler,tatlandırıcılar, tatlılar vb.

8-Ketojenik Diyetin Yan Etkileri Ve Sağlık Riskleri

Kısa vadeli sağlık riskleri mide bulantısı, baş ağrısı, yorgunluk ve baş dönmesi nöbetleri olabilir. Buna “keto gribi” denir.

Yüksek lifli sebzeleri, meyveleri ve kepekli tahılları kesmek de kabızlık riskini artırabilir. Keto diyeti yapanlar, bağırsak sağlığına yardımcı olmak için bir lif takviyesi almalıdır.

Keto diyetinin uzun vadeli sağlık riskleri arasında böbrek taşları, karaciğer hastalığı, vitamin ve mineral eksiklikleri bulunur. Karbonhidratı sınırlamak için besin açısından zengin birçok sebze ve meyve kesilir. Bu nedenle, A, C, K vitaminleri ve folat alımları genellikle düşüktür.

Tipik keto gribi şikayetlerinin yanı sıra ishal ve ” keto nefesi ” de keto diyetinin yaygın yan etkileridir.

9- Ketojenik Diyette Kas Yapabilir Miyim?

Evet, ancak orta derecede karbonhidrat diyetinde olduğu kadar işe yaramayabilir.

10- Ketojenik Diyet Yaparken İdrarım Meyve Kokuyor. Bu Normal Mi?

Endişelenmeyin  bu durum ketoz sırasında oluşan yan ürünlerin atılımından kaynaklanmaktadır

Ancak unutulmamalıdır ki; ketojenik diyet bilinçsizce yapıldığında zararlı da olabilecek bir beslenme tarzıdır. Kişi o sebeple ketojenik diyet planını kişiselleştirmek ve risklerden kaçınmak için mutlaka bir diyetisyen desteği almalıdır.

Histamin; bazofillerde,  mast hücrelerinde ve ayrıca mide enterokromafin hücrelerinde, lenf düğümlerinde ve timusta yüksek konsantrasyonlarda sentezlenir ve depolanır. Fonksiyonel olarak bu amin, mide asidi salgısı, inflamasyonu, düz kas hücresi kasılmasını, genişlemesini ve sitokin üretimini uyaran çeşitli immün ve fizyolojik mekanizmalarda rol oynar.

İnsanlarda diamin oksidaz (DAO) ve histamin-N-metiltransferaz (HNMT) enzimlerini içeren iki ana histamin metabolik yolu vardır. Memelilerde DAO salgısı belirli dokularla, özellikle ince bağırsakla, çıkan kolon, plasenta ve böbreklerle sınırlıdır. Bağırsakta DAO aktivitesi duodenumdan ileuma doğru artar ve esas olarak bağırsak villusunda bulunur. Bunun tersine, HNMT enzimi çok çeşitli insan dokularında, özellikle böbreklerde ve karaciğerde ve ayrıca dalak, kolon, prostat, yumurtalıklar, omurilik hücreleri , trakea ve solunum yolunda salgılanır.

Gıdalarda Histamin

Histamin, çok değişken konsantrasyonlarda çok çeşitli gıdalarda bulunur. Gıdada histamin oluşumunun ana yolu, bakteri kökenli bir enzim olan L-histidin dekarboksilazın etkisiyle histidinin dekarboksilasyonudur. Gıdalardaki mikrobiyal bozulma veya fermentatif süreçlerden sorumlu olan birkaç Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri histamin üretebilir. Öte yandan peynirlerde, fermente etlerde, sebzelerde ve fermente içeceklerde çeşitli laktik asit bakterileri de histamin üretir.

Histamin İntoleransının En Sık Rastlanan Belirtileri

SOLUNUM SİSTEMİ;

  • Burundan beyin-omurilik sıvısı gelmesi,
  • Rinit,
  • Burun tıkanıklığı,
  • Hapşırma,
  • Solunum güçlüğü.

SİNDİRİM SİSTEMİ;

  • Midede şişkinlik,
  • Bağırsaklarda şişkinlik,
  • Hazımsızlık,
  • İshal,
  • Karın ağrısı,
  • Kabızlık,
  • Mide bulantısı,

SİNİR SİSTEMİ:

  • Baş ağrısı,
  • Baş dönmesi.

DOLAŞIM SİSTEMİ;

  • Taşikardi,
  • Düşük kas tonusu,
  • Dolaşım sistemindeki yetersizlik.

DERİ:

  • Kızarıklık,
  • Kaşıntı,
  • Ürtiker,
  • Egzama,
  • Ödem.

HİSTAMİN İNTOLERANSININ TEŞHİSİ

1.BASAMAK : ANAMNEZ

  • İki veya daha fazla belirti var mı ?
  • Deri prick testi ve triptaz testleri sonuçları negatif mi?
  • Tanı konmuş sindirim sistemi hastalığı var mı?
  • DAO enzimi inhibitör ilaçlarından biri kullanılıyor mu ?

2.BASAMAK: DÜŞÜK HİSTAMİNLİ DİYET TAKİBİ

  • 4-8 hafta düşük histaminli diyet uygulaması,
  • 24 saatlik besin ve belirti günlüğü tutulması,
  • Belirtilerdeki değişikliklerin takibi.

3.BASAMAK : UYGULANABİLECEK TESTLER

  • Bağırsak biyopsisi veya kan plazmasında DAO enzim aktivitesinin tespiti,
  • Histamin yükleme testi,
  • Histamin-50 deri testi,
  • Genetik polimorfizm (SNPs) teşhisi,
  • İdrar veya gaitada histamin metabolitlerinin tespiti.

HİSTAMİN İNTOLERANSININ TEDAVİSİ

Histamin intoleransı belirtilerinden kaçınmanın ana stratejisi, düşük histaminli bir diyet uygulamaktır. Son zamanlarda eksojen DAO ile takviye, bağırsakta bu enzim eksikliği olan bireylerde diyetteki histamin parçalanmasını artırmak için tamamlayıcı bir tedavi olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, düşük histamin diyetinin standrat bir diyet önerisi yoktur. Besinlerin yetiştiği bölgeye, muhafaza şartlarına göre histamin içerikleri farklılık gösterebilir.

Balık ve et gibi taze gıdalarda, histaminin varlığı tazelik eksikliğinden veya hammadde üretim süreçlerinin yetersiz hijyenik kalitesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle et ve balık, tazeliği sağlandığı sürece düşük histaminli bir diyet çerçevesinde tüketilebilir. Buna karşılık, fermente ürünlerin, histamin içerme olasılığının yüksek olması nedeniyle tüketimi önerilmez. Aynı nedenle ıspanak, patlıcan ve domates gibi sebzelerden de kaçınılmalıdır.

Bazı öneriler;

  • Konserve ve hazır yemekleri yemekten kaçının veya azaltın.
  • Olgunlaştırılmış ve fermente edilmiş yiyecekleri yemekten kaçının. (eski peynirler, alkollü içecekler, maya içeren ürünler, bayat balık)
  • Gıdalardaki histamin seviyeleri, gıdaların ne kadar beklemiş veya hijyenik olduğuna bağlı olarak değişir. Mümkün olduğu kadar sadece taze ürünler tüketin.
  • Yiyeceklerin buzdolabı dışında beklemesine izin vermeyin.
  • Yiyecek hazırlama alanınızın (mutfak) her zaman temiz tutulduğundan emin olun.

 Düşük histamin seviyelerine sahip olduğu için  güvenle tercih edilebilecek  yiyecekler:

  • Elma, şeftali, kayısı, kavun, kiraz, vişne, yaban mersini, üzüm, kestane, kızılcık gibi taze meyveler
  • Mısır ve patates nişastası
  • Narenciye içermeyen taze meyve suyu
  • Sarımsak
  • Pirinç, mısır, beyaz ekmek, çavdar ekmeği, yulaf, pirinç krakerleri, darı unu, makarna, irmik, patates gibi ürünler
  • Taze balık
  • Taze iken hemen dondurulup sonrasında bekletilmeden pişirilen balıklar,
  • Taze etler,
  • Taze pastörize süt ve süt ürünleri (Taze peynir, Taze Krem peynir, mozzarella peyniri, tereyağı yeni tarihli),
  • Taze sebzeler (domates, patlıcan ve ıspanak hariç),
  • Taze, fermente edilmemiş zeytin
  • Yumurta

 Yüksek histamin seviyelerine sahip olduğu için kaçınılması gereken yiyecekler:

  • Patlıcan,
  • Salamura veya konserve yiyecekler,
  • Turşular,
  • Olgunlaştırılmış peynirler,
  • Füme et ürünleri (salam, jambon, sosis….),
  • Kuru et,
  • Kabuklu deniz ürünleri,
  • Fasulye, nohut, soya ve diğer bakliyatlar ,
  • Sirkeler,
  • Hazır yemekler,
  • Tuzlu atıştırmalıklar, koruyuculu tatlılar ve yapay renklendiriciler,
  • Turunçgiller (limon, misket limonu, portakal …),
  • Kakao ve çikolata,
  • Ceviz, fıstık ve diğer kuruyemişler,
  • Avokado, papaya, ananas, erik, kivi, çilek, ahududu, armut, papaya ve muz,
  • Domates, ıspanak, patlıcan,
  • Ketçap, domates sosları,
  • Buğday,
  • Ekşi maya ürünler,
  • Katkı maddeleri (benzoat, sülfitler, nitritler, glutamat, gıda boyaları),
  • Kurutulmuş meyveler,
  • Alkol ve alkollü içecekler,
  • Siyah çay,
  • Enerji içecekleri,
  • Mate çayı
  • Konserve ürünler
  • Yeniden ısıtılmış besinler
  • Önceden paketlenmiş , beklemiş besinler,
  • Soya sosu
  • Yer fıstığı
  • Acı baharatlar

Yaz tatili sırasında çocuklar, okul yılı boyunca mevcut olandan genellikle farklı bir beslenme ve fiziksel aktivite ortamı oluştururlar.

Ebeveynlerin yoğun çalışma programlarına sahip olması nedeniyle, küçük çocuklar sağlıklı beslenme standartlarının mevcut olmayabileceği kreş veya kamp ortamlarında vakit geçirirler. Daha büyük çocuklar ve ergenler genellikle evde yalnızdır ve yemek yeme, fiziksel aktivite alışkanlıkları konusunda denetimsiz bırakılır.

Yaz aylarında çocukların hareketsiz kaldıkları ve ekran başında geçirdikleri süre artabilir, fiziksel aktivite azalır, sağlıksız gıdaların tüketimi artar. Bu durum sağlıklı besin tüketiminde azalmaya ve uyku düzeninde değişikliklere neden olabilir. Tüm bu davranışlar, aşırı kilo veya obezite riskinin artmasıyla bağlantılıdır.

Yeni Rutinler Oluşturun

Çocuklar için okul dönemi rutinleri sağlıklı alışkanlıkları teşvik etmeye yardımcı olur. Tatil olan yaz günlerinde çocukların bozulan rutinleri yerine onları aktif tutacak aktivitelere yönlendirmemiz gerekir.

Çocuğunuzu yüzme derslerine, oyun gruplarına veya kendisinin de istekli olduğu etkinliklere yönlendirebilirsiniz. Ekonomik olarak herkesin ulaşabileceği ücretsiz veya düşük maliyetli seçenekleri araştırıp size en uygun olanını tercih edebilir veya fiziksel aktiviteyi artırmak için kendiniz programlar oluşturabilirsiniz. Günlük aktif bir program, daha az ekran süresi ve daha az atıştırma içermelidir.

Uyku Zamanı Konusunda Disiplinli Olun

Günlük rutinleri olmadığı zaman çocukların yatakta istedikleri kadar vakit geçirmesi daha olağan gelebilir. Ancak düzenli bir uyku rutini çocuklar için çok önemlidir. Daha az uyuyan çocuklar, egzersiz yapmak için daha az enerjiye sahip olurlar. Yorgun bir beyin, bütün gün bir paket cipsle kanepede oturup televizyon izlemek, bilgisayar oyunları oynamak ister. Aynı zamanda uyku düzeni çocukların büyüme hormonu salgılanması için de çok önemlidir.

Bu yüzden, gündüz uyku saatlerini sınırlayın ve belirli bir saatte yatağa yatma zamanı konusunda kararlı olun. Bu düzeni kolaylaştırmak için:

  • Düzenli bir akşam yemeği saatiniz olsun,
  • Çocuğunuzun gün boyunca temiz hava almasını ve egzersiz yapmasını sağlayın,
  • Yatmadan bir saat önce ekranları kapatın.

Ekran Başında Geçirilen Süreyi  Sınırlayın

Çocuklarınız için TV veya bilgisayar oyunlarıyla  bir günü geçirmek için harika bir seçenek gibi görünebilir. Ancak ekranın önünde fazladan zaman geçirmek, açık havada oynamak veya iyi bir gece uykusu almak gibi  diğer alternatiflerin yerini alır. Aynı zamanda sağlıksız kilo alımına da yol açabilir. Çocuklar ne kadar çok TV izlerse, o kadar fazla kilo alma olasılıkları artar.

Okul yılı boyunca yaptığınız gibi yaz aylarında da çocuklarınızın ekran başında kalma sürelerini koruyun. Dijital Cihazlara izin verilen zamanları ana hatlarıyla belirtin ve evde bu cihazların bulunmadığı alanlar oluşturun. Amerikan Pediatri Akademisi, 2 ile 5 yaş arası çocukların kaliteli TV veya bilgisayar uygulamalarına günde 1 saatten fazla harcamamalarını ve daha büyük çocukların TV, akıllı telefon veya bilgisayar kullanma sürelerinde tutarlı sınırlamalar olmasını önerir.

 Fiziksel Yönden Aktif Olun

Çocuklara hareket etmenin eğlenceli olduğunu göstermek için tatil dönemlerinden daha iyi bir zaman olamaz. Çocuklarla egzersiz yaparken kalori yakmaya odaklanmayın. Bunun yerine, yeni bir şeyler denemelerine veya sevdikleri aktiviteleri bulmalarına yardımcı olun. Spor onlara iş gibi gelirse, ilgilerini kaydedebilirsiniz.

Ailecek beraber zaman geçirmeye önem verin. Her gün beraber yürüyüşe çıkacağınız, bisiklete bineceğiniz, arka bahçede ip atlayacağınız, futbol oynayacağınız, dans edeceğiniz veya yüzebileceğiniz bir zaman belirleyin. Tüm bunlar, mevsim ne olursa olsun, çocukların her gün ihtiyaç duyduğu 60 dakikalık aktiviteye katkıda bulunur.

Sağlıklı Beslenme Alışkanlıkları Oluşturun

Dengeli bir beslenme programı uygulamak çocukluk döneminde  çok önemlidir. Bir öğünde çocuğun tabağında her gruptan besinin yer alması gerekir. Makarna, pilav, patates gibi basit karbonhidratlar sıcaklarda ani kan şekeri düşmesine yol açabilir, bunun yerine kompleks karbonhidrat olan ve kan şekerinde yavaş değişiklikler yapan bulgur, kepekli makarna tercih edilebilir.

Öğünlerde hafif, az yağlı yemekler tercih etmek ve porsiyonları küçültmek çocukların hem kilo almasını önler hem de yemeği kolay yemesini sağlar.

Yaz aylarında kahvaltı çok gecikmeden yapılmalı ve kesinlikle ihmal edilmemelidir. Büyüme ve gelişme dönemi devam eden çocukların kahvaltısında demir, kalsiyum ve karbonhidrat bakımından zengin olan yumurta, süt ve süt ürünleri gibi besinle tercih edilmeli, reçel, salam, sucuk gibi içinde katkı maddeleri olan besinlerden uzak durmaya gayret edilmelidir. Kahvaltı mevsim yeşillikleri ile renklendirilebilir.

Gün içinde öğün atlanması abur cubur tüketimini artırır. Bu da metabolizmanın yavaşlamasına neden olarak enerji tüketiminin azalmasına ve fazla kilo alımına yol açar.

Sıcaklarda iştah azalacağından öğün aralarının daha sık ve öğün miktarının  daha az tutulması gerekir. Bu sebeple ara öğün alışkanlığı kazandırılmalıdır. Ara öğünlerde meyve, salatalık gibi sıvı içeriği yüksek ve az kalorili besinler tercih edilebilir.

Tüketilecek ara öğün besinleri paketli, kalorili, yağlı, tuzlu değil doğal olarak hazırlanabilecek ev yapımı sağlıklı besinler olmasına özen gösterilmelidir.

İlk 2 yaşta beyin gelişimi için yağa ihtiyaç fazla olduğundan light süt ve light yoğurt gibi ürünler tercih edilmemelidir.

Yumurta, sayısız tarifte bulunan, kullanım alanı geniş bir besin kaynağıdır. Unlu mamullerde sıklıkla kullanılan yumurta, yiyeceğin yapısına, rengine, aromasına ve kıvamına katkıda bulunur.

Yumurta besin değeri yüksek olan, protein kaynağı bir besindir. Yaygın kullanım alanına sahip yumurta, bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu yazımızda, yumurta yerin kullanılabilecek alternatif besinleri sizler için yazdık. Devamını Oku

Gluten;  buğday, arpa ve çavdarda bulunan bir proteindir. Bir kişide gluten intoleransı (gluten hassasiyeti, gluten duyarlılığı) varsa, karın ağrısı, ishal veya gaz sancısı gibi sindirim sistemi belirtileri ortaya çıkabilir. Gluten intoleransı bazen Çölyak hastalığı ile karıştırılır veya gıda alerjisi olarak da düşünülür. Ortak gıdalardan kaçınmak her üç hastalık için de bir tedavi yöntemidir ancak bu hastalıklar birbirlerinden farklı mekanizmalara sahiptir. Devamını Oku

İnek sütü ve ilgili süt ürünlerine karşı gelişen süt alerjisi bebeklerin büyük bir kısmını etkiler. Çok az sayıda yetişkinin inek sütüne alerjisi vardır. İnek sütüne alerjisi olan kişilerin, keçi, koyun ve manda gibi diğer hayvanların sütüne de alerjisi olabilir. Besin alerjileri yaşamı tehdit edebilir bu sebeple ciddiye alınması gerekir.  Devamını Oku